Son yıllarda teknolojinin gelişimi suçluların da hayal gücünü artırdı. Dolandırıcılıkla mücadelede yeni yöntemler geliştiren yasadışı gruplar, artık büyük bir tehlike haline gelmeye başladı. Yapay zeka (YZ) kullanarak sahte kadın profilleri oluşturan dolandırıcılar, sosyal medya platformlarında kolayca insanları kandırarak büyük bir vurgun gerçekleştirdi. Türkiye’de yaşanan bu olay, toplamda 483 milyon liralık bir kaybın yaşanmasına yol açtı. Peki, dolandırıcılar bu yöntemi nasıl uyguladı? Bu dolandırıcılık yönteminin arkasındaki gerçekler ve mağdurların yaşadığı zorluklar neler? İşte detaylar.
Dolandırıcılık, geçmişten günümüze kadar varlığını sürdüren bir suç olagelmiştir. Ancak teknoloji sayesinde dolandırıcıların işini daha da kolaylaştıracak araçlar gelişti. Yapay zeka teknolojileri, sahte imaj yaratma, ses kopyalama ve hatta gerçek zamanlı yüz tanıma gibi işlevleri yerine getirme yeteneğine sahip. Dolandırıcılar, bu teknolojileri kullanarak sosyal medyada sahte hesaplar açıyor, kendilerini başkasıymış gibi tanıtarak insanları tuzağa düşürüyorlar. Kadın profilleri oluşturmak, kadınlara özgü bazı sosyal dinamikleri kullanarak daha fazla güven kazanmak için bir strateji olarak öne çıkıyor. Gerçek hayatta kadınların daha çok mağdur olabileceği düşünüldüğünden, bu durum dolandırıcılık faaliyetlerini oldukça kolaylaştırıyor.
Dolandırıcılar, sanal ortamda oluşturdukları sahte profilleri, öncelikle güven uyandırmak amacıyla kullanıyor. Çoğu zaman bu profiller, sosyal medya kullanıcılarının ilgisini çekmek adına beğeni ve yorumlarla aktif etki yaratıyor. Bu sahte hesapların oluşturduğu illüzyon sayesinde insanları kandıran dolandırıcılar, gerçek insanlarla etkileşime geçiyor. Kısa sürede güven kazanarak, kullanıcıları yüksek miktarda para göndermeye ikna ediyor. Bu dolandırıcılık yönteminin etkili bir şekilde işlediği görüldü; çünkü toplumsal normlar ve internet davranışları dolayısıyla birçok kişi bu tür sahte hesapların risklerini göz ardı ediyor.
Yapay zeka ile oluşturulan sahte kadın profilleri aracılığıyla dolandırılanların hikayeleri, bu tür dolandırıcılığın ne kadar yaygın hale geldiğini gözler önüne seriyor. Birçok mağdur, bir sosyal medya aracılığıyla tanıştıkları bu sahte kadınların sürükleyici hikayeleriyle nasıl kandırıldıklarını anlatıyor. Örneğin, bir kullanıcı, tanıştığı kadının kendisine ciddi bir yatırım fırsatı sunduğunu belirtti. İlk başta küçük miktarlar gönderen kullanıcı, zamanla daha büyük paralara yönlendirildiğini fark etmeksizin toplamda 30 bin lira kaybetti. Bu gibi birçok hikaye, gerçek insanlarla etkileşim kurarak para talep eden dolandırıcıların ne denli fazla kullanıcıyı hedef aldığını ortaya koyuyor.
Mağdurlar, yalnızca maddi kayıplarla kalmayıp, psikolojik olarak da büyük bir zarara uğradılar. Dolandırıcıların sunduğu sahte ilişkiler, birçok kişi için yalnızlık duygusunun hafifletilmesine yardımcı olurken, bir anda kaybedilen güven ve yaşanan hayal kırıklığı, bu durumu daha da zorlaştırdı. Dolandırıcılara karşı nasıl bir önlem alacaklarını bilemeyen mağdurlar, zamanla sosyal medya kullanımlarını azaltmaya, çevrimiçi etkileşimlerden uzak durmaya başladı. Bu durum, sosyal medyanın sosyalite üzerindeki etkisini sorgulatan bir etki yarattı.
Sonuç olarak, yapay zekanın dolandırıcılık faaliyetlerinde bu denli etkili bir araç haline gelmesi, toplumda daha fazla bilinçlenmeyi gerektirmektedir. Kullanıcılar, sosyal medya platformlarındaki tanışmalarında dikkatli olmalı, görüştükleri kişiler hakkında bilgi edinmelidir. Yasal mercilere başvurulması gerektiği durumlar hakkında daha fazla bilgi alınması, dolandırıcılığın önlenmesi adına hayati önem taşımaktadır. Bu tarz dolandırıcılıklar sadece bireysel kayıplara yol açmaz, aynı zamanda toplum genelinde güvensizlik hissi yaratır. Yapay zeka teknolojilerinin kötü niyetli kullanımlarıyla baş etmek için hem bilinçlenme hem de eğitim şart.